Aşkın 12 Bin Yılı

Karanlık geceyi aydınlatan ay ışığı, yerini yavaş yavaş doğmakta olan güneşin kızıllığına bırakıyordu. 19 kişilik topluluk bir kayanın altındaki oyuğun içinde hayvan postlarının üzerinde yan yana sıkışıp yatıyorlardı. Güneş kendini tamamen gösterince bir gün önce vadide gördükleri geyiklerden bir tanesini avlayarak karınlarını doyurmak için yola çıkacaklardı. 

Etil, güneş kendini göstermeye başlarken, sessiz bir şekilde doğruldu ve üzerine yattığı postun ortasına oturdu. Ateşin başında bir taşa oturmuş ve kafasını elinde tuttuğu sopaya yaslamış ateş nöbetçisinin siluetini gördü. Ateş en değerli şeyleriydi ve sönmemesi gerekiyordu. Sönerse yeni ateş bulmaları uzun zamanı bulabilirdi. Ya bir orman yangınına rastlamaları veya başka bir topluluk bulmaları gerekirdi. Bu topluluktan da ufak bir köz parçasını bile yiyecek, silah veya post karşılığı alabilirlerdi. Ancak başka bir topluluğa rastlamaları da uzun zamanı bulurdu. 

Ateş nöbetini toplulukla yaşayan ava çıkamayacak kadar yaşlı erkekler tutuyordu.  Etil sessiz bir şekilde otururken, ateş nöbetçisi köz haline gelmiş ateşe bakarak yerinden doğruldu ve yan tarafta bulunan çalılardan kalın bir dal alarak ateşi önce karıştırdı, ardından dalı ateşin ortasına bıraktı. Kuru dal kısa bir sürede çıtırdayarak alevlendi.