Ekonomist Ece Pulaş, son dönemde altın piyasasında yaşanan tarihi kırılmaları ve yatırımcıların merak ettiği gizli stratejileri www.yasamadair.net için değerlendirdi.
İşte Ece Pulaş’ın yazısı;
‘’Ben aldım düştü…’’ Altının, Haziran’da 11%’i aşan düşüşü ile son 18 yılın en yüksek aylık düşüşünü sergilediği şu 2 haftayı aşkın süre içerisinde, yatırımcı dostlarımdan en sık duyduğum cümle bu. Günlerce altın rekorlarını izlerken, sen almamış olursun ve artık son ralli haberinde ‘’tamam’’ dersin ‘’bu kez yükselişi kaçırmayacağım’’ Hal bu ya sanki senin çeyrek altınını alıp kuyumcudan çıktığını birileri görmüşçesine, altının yükselişi bir anda frene basar. İşte şu anda sahne tam da böyle gözüküyor.
Ama belki de durum böyle değildir. Belki hikaye yeni başlıyordur. Çünkü piyasalarda küçük yatırımcı farkında bile olmadan yükselirken alır, düşerken satar. Büyük yatırımcı ise altın yükselirken satar, elindeki maliyetleri temizler, kaldıraçlı işlemleri tasfiye eder; düşerken ise alır. O bir market yapıcıdır. Bir şeyin fiyatı hızlı yükselmişse, önce iyice baskılar, piyasayı bezdirir ve ardından dipten çok daha fazla toplar. Ve genellikle küçük yatırımcı bu düşüşün bittiği, yani toparlanmanın yeniden başladığı yeri yakalayamaz. Bu durum görüldüğü üzere, savaş döneminde ‘’sığınılacak liman’’ olan altının temel analize göre yükselmesi gerektiği varsayımını bile dikkate almaz.
Peki büyük yatırımcı gerçekten yeniden alacak mı? Yoksa bu düşüş uzun süreli bir düşüş trendinin başlangıcı olabilir mi? Bu konuya da şuradan bakalım: Büyük yatırımcı neden altını yeniden alsın?
ABD- İran savaşı ortamı süregelirken, Çin tarafında oluşan bir doğu bloğunun, Amerika’yı bir şahmat senaryosu içerisinde ekonomik olarak bitirme kulisleri resmi temellere dayanmasa da, Çin’in Afrika’dan satın aldığı altın kuyularında işlenen altınları ülkesinde biriktirdiği ve ülke dışına çıkarmadığı, savaş dönemlerinde bir çok merkez bankası altın satmak durumunda iken, merkez bankası rezervlerini arttırdığı bilgileri ise rakamsal olarak doğrulanmış. Böyle bir para politikasının izlenmesinin, bir ekonomi bloğu oluşturmak yolunda kuvvetli adımlar olduğu da elbette söylenebilir.
“12.500 TL’ye yükselebilir”
Gelelim teknik analize…Fiyatların grafiklerinin incelenmesi bize tarihçeyi okuyup, gelecek fiyat hareketlerini tahmin edebilmemiz için imkan sunar. Hatta birçok teori ve teorem ile indikatörler kullanarak, neredeyse yaşanan ani gelişmelerle birlikte gerçekleşen fiyat beklentilerimizin bire bir gerçekleştiğini izlediğimiz zamanlar da olmuştur. Nitekim altın fiyatlarını haftalık ve aylık bazda incelediğimizde aşağıda 6140TL seviyesine 3 kere hızlı satış testi yapıldığını ve bu seviyenin altında satmaya devam edilmesinin hız kestiğini görüyoruz. Bu durumda anlık aşağı düşüş fiyatı olan 5826TL seviyesine tek bir çarpışla yeniden 6000 lira üzerine dönen fiyat için teknik olarak buralardan yeniden bir yükseliş hareketi başlatılma ihtimalinin kuvvetlendiğinden bahsetmek mümkün. Aynı şekilde yine teknik analiz teoremlerinden Elliot teoremi ile, yükseliş hareketinin başlaması durumunda, daha önce hiç görülmemiş zirve bir fiyat üretilseydi bu seviye ne olabilirdi sorusunu araştırdığımızda fiyat grafiği üzerinde 12500 TL seviyesini üretebiliyoruz. Bu fiyatın gerçekleşme olasılığını ve belki de zamanlamasını tahmin etmeye çalışmak için ülkelerin içerisinde bulunduğu, ekonomik üstünlük rekabeti, tüm dünyada bilhassa pandemiden sonra artan maliyetler, sağlık ve enerjiye olan ihtiyaç ve teknolojik yenilenmeye uyum sağlama çalışmalarının tam ortasında, altının bir süre daha kahraman olarak, kıymetli mal ve maden varlıkları arasında liderliğini sürdürme ihtimali yükseliyor.
‘’Yatırım tavsiyesi değildir.’’