2008 sonrası işe giren memurların emeklilik yaşına ilişkin “65 yaşına kadar çalışacaklar” şeklindeki söylem son dönemde sıkça gündeme geliyor. Ancak bu ifade, gerçeğin sadece bir kısmını yansıtıyor ve çoğu zaman eksik yorumlandığı için yanıltıcı bir algı oluşturuyor. Konuyu doğru anlamak için 2008 yılında yürürlüğe giren sosyal güvenlik reformuna bakmak gerekiyor.
1 Mayıs 2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Türkiye’de emeklilik sistemi önemli ölçüde değiştirildi. Bu düzenleme ile daha önce farklı kurumlara bağlı olan sigorta sistemleri tek çatı altında toplandı ve emeklilik şartları yeniden belirlendi. Bu tarihten sonra ilk kez memur olarak göreve başlayanlar da bu yeni sisteme tabi oldu.
2008 sonrası memurlar için emeklilik şartlarında iki temel unsur bulunuyor: prim gün sayısı ve yaş şartı. Memurların emekli olabilmesi için 9000 prim gününü tamamlaması gerekiyor. Yaş şartı ise sabit değil; kademeli bir şekilde artıyor. Sistemin başlangıcında kadınlar için 58, erkekler için 60 yaş öngörülmüş olsa da, bu yaşlar prim gününün tamamlandığı tarihe göre ilerleyen yıllarda yükseliyor.
Tam da bu noktada “65 yaş” konusu devreye giriyor. Emeklilik yaşı, yıllar içinde kademeli olarak artırılarak 2048 yılına kadar hem kadın hem erkek için 65 yaş seviyesine ulaşıyor. Ancak bu durum herkesin doğrudan 65 yaşında emekli olacağı anlamına gelmiyor. Emeklilik yaşı, kişinin çalışma süresine ve prim gününü ne zaman tamamladığına bağlı olarak değişiyor. Eğer bir memur prim gününü erken tamamlar ve çalışma hayatında kesinti yaşamazsa, 60’lı yaşların başında emekli olabilir. Buna karşılık, prim gününü geç tamamlayan ya da çalışma hayatında boşluklar bulunan kişiler için emeklilik yaşı 65’e kadar uzayabiliyor.
Ayrıca devlet memurları açısından önemli bir başka nokta da zorunlu emeklilik yaşının zaten 65 olmasıdır. Yani bir memur, emeklilik hakkı kazanmasa bile 65 yaşına geldiğinde görevinden ayrılmak zorundadır. Bu da emeklilik yaşının üst sınırını fiilen belirleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
“Kötü haber” şeklindeki söylemin yayılmasının arkasında ise özellikle eski ve yeni sistem arasındaki fark yatıyor. 1999 öncesi işe girenler için yaş şartının çok daha düşük olması, hatta Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi ile bazı kişilerin yaş şartı olmadan emekli olabilmesi, 2008 sonrası sisteme girenler açısından daha geç emeklilik algısını güçlendirmiştir.
Sonuç olarak, 2008 sonrası işe giren memurların tamamının 65 yaşına kadar çalışmak zorunda olduğu yönündeki ifade doğru değildir. Ancak sistemin kademeli yapısı nedeniyle, özellikle prim gününü geç tamamlayanlar için emeklilik yaşının 65’e kadar çıkabilmesi mümkündür. Bu nedenle konu, genelleme yapılmadan, kişisel çalışma süresi ve prim durumuna göre değerlendirilmelidir.